
Hz Ebu Bekir'in Cömertliği
Hz. Ebu Bekir Mekke'nin zenginleri arasındaydı. Müslüman olduğunda tarihçilerin verdiği bilgiye göre 40.000 dirheme sahipti. Fakat o, bütün varını yoğunu ALLAH yolunda infak etmişti. Hassaten Mekke'de Müslümanlığından dolayı müşrik efendileri tarafından eziyet gören köleleri satın alıyor ve azad ediyordu. İşte onlardan bazıları: Hz. Bilal, Âmir b. Füheyre, Züneyre (Ze-nîre) Nehdiyye, İbn-i Amir b. Müemmel'in cariyesi ve Ümmü Ubeys.15
"Cevher kadrini cevher fürûşân olmayan bilmez" fehvasınca, onu hayatı boyunca hakkıyla takdir eden Hz. Ömer'den Hz. Ebu Bekir'in cömertliğini dinleyelim: "Bir gün Hz. Peygamber sadaka vermemizi emir buyurdu. O sırada benim malım çoktu. Kalbimden "Eğer Ebu Bekir'i geçeceğim bir gün varsa o, bu gündür" dedim ve malımın hepsini hesaplayarak, yarısını getirdim. Peygamber Efendimiz bana:
-Sen çocuklarına ne bıraktın? diye sordu.
-Getirdiğim kadar da onlara bıraktım, dedim. Sonra Ebu Bekir geldi. Meğer o nesi varsa hepsini getirmiş. Peygamber Efendimiz ona da:
-Sen çocuklarına ne bıraktın? diye sordu. Ebu Bekir:
-Ben onlara ALLAH ile Peygamberini bıraktım, dedi. O zaman kalbimden "İmkanı yok, Ben Ebu Bekir'i hiçbir zaman geçemem" dedim"
Evet, bir devri değil, kıyamete kadar gelecek bütün asırları aydınlatan, güneşin önüne çekilmiş nikabı kaldıran, insanlığa yol gösteren o yüce kametlerin gösterdiği fedakârlıkların en başında bizim deyimimizle yardan, anadan, serden vazgeçmek olduğu gibi, maldan da vazgeçmek vardır. İşte Hz. Ebu Bekir, hayatı boyunca bunu gerçekleştirmiş, elindeki bütün mal varlığını İslâm'ın yücelmesi ve yükselmesi uğrunda sarf etmiştir. Öyleki, Müslüman olduğunda Mekke'nin zenginlerinden olan bu zat, vefat ederken İslâm devletine halifelik yapmış olmasına rağmen evlad u ıyaline hiçbir şey ama hiçbir şey bırakmadan rahmet-i Rahman'a yürümüştür.
İsterseniz böylesi cömertliğin Hz. Ebu Bekir'e ne kazandırdığına bir göz atalım. İbn-i Ömer anlatıyor: "Bir gün Rasulullah (sav) oturmuş, arkadaşlarıyla konuşuyordu. Ebu Bekir (ra) da yanındaydı. Ebu Bekir'in üzerinde yalnız bir abâ vardı. Abanın iki yakasını dikenle birbirine bağlamıştı. Derken Cibril (as) indi ve Peygamberimiz'e ALLAH'ın selamını ilettikten sonra:
-Ya Rasulallah! Ebu Bekir'in üstündeki, yakaları dikenle birbirine bağlı olan bu abâ nedir? dedi. Peygamber Efendimiz:
-Ya Cibril, bu adam Mekke'nin fethinden önce bütün malını benim yolumda harcadı, dedi. Cibril:
-Cenab-ı Hakk tarafından kendisine selam söyle ve de ki: Cenab-ı Hakk: "Ebu Bekir bu fakir hali ile Benden memnun mudur, yoksa değil midir?" diye soruyor", dedi.
Bunun üzerine Efendimiz (sav) Ebu Bekir'e dönüp:
-Ya Ebâ Bekir, Cibril (as), ALLAH'ın selamını sana iletir ve Cenab-ı Hakk: "Ebu Bekir, bu fakir hali ile benden hoşnut mudur, yoksa değil midir? diye soruyor" diyor, dedi.
Hz. Ebu Bekir ise ağlayarak:
-Ben Rabbime nasıl darılırım? Ben Rabbimden hoşnudum, ben Rabbimden hoşnudum, diyerek karşılık verdi
ALLAH cömerttir, cömetliği ve güzel ahlakı sever. Hadis-i Şerif
Cennet cömertlerin, cehennem cahillerin yeridir. Hz.Ali r.a.
Cömertliğin aslı, kendi malından verip, başkasının malını korumaktır. (Hz. Ali)
Bir kimsenin ALLAH'ı sevmesinin belirtisi üçtür: Deniz gibi cömertlik, güneş gibi şefkat, yer gibi tevazu. (Bâyezid Bistâmi)
Amellerin (güzel işlerin) şahı üçtür: Mal az olduğunda da cömert olmak. Yalnızken de ALLAH'tan korkup haramdan sakınmak. Kendisinden korkulan veya bir şey umulan kimsenin huzurunda da doğruyu söyleyebilmek. (Bişr-i Hafi)
Sıkışık zamanında imdadına koşacak kimse isteyen, bolluk içindeyken cömert olmalıdır. (Şeyh Sâdî)
En hayırlı cömertlik, ihtiyaç sahibini arayıp ona vermektir. (Ebû Süleyman Dârânî)
ALLAH'a giden yolun köprüsü, malını O'nun uğruna saçmaktır. (Şems-i Tebrîzî)
|